Lindsey karakteri harcandı. Hiçbir odak kadın başrol bu durumlara düşürülmez. Seyircinin bağ kurduğu başrol bir kadının 4 sezon boyunca sadece bir "t... Devamını gör..
Lindsey karakteri harcandı. Hiçbir odak kadın başrol bu durumlara düşürülmez. Seyircinin bağ kurduğu başrol bir kadının 4 sezon boyunca sadece bir "travma nesnesi" olarak kullanılması diziden koparılması televizyon yazarlığında sıklıkla eleştirilen büyük bir defodur. Erin Lindsay karakteri, senaristler tarafından "geçmişi tarafından sürekli cezalandırılan karakter" şablonuna sıkıştırıldı. Sokaklardan gelen güçlü bir dedektif imajı çizilmesine rağmen; senaryo ne zaman sıkışsa annesi Bunny karakteri , eski bağımlılıkları veya Hank Voight ile olan borçluluk ilişkisi öne sürülerek karakter psikolojik olarak geriye itildi. Jay Halstead ile olan ilişkisi (Linstead) tam anlamıyla stabil bir zemine oturacağı ve karaktere bir huzur limanı sunacağı her an, senaryo ekibi araya yeni bir travma bombası bırakmayı tercih etti . Duygusal Kırbaçlama Yapıldı. Karakterin vedasının bile (4. sezon finalinde FBI'a geçişi) kendi iradesiyle attığı temiz bir adımdan ziyade, yine annesini kurtarmak için köşeye sıkıştığı ve bir soruşturmadan kaçtığı bir "zorunluluk" olarak yazılması karakterin hikaye içindeki hakkının yenildiğinin en açık kanıtıdır. Sophia Bush, set arkasında yaşanan olumsuz çalışma koşulları, maruz kaldığı mobbing ve partneri Jason Beghe (Voight) ile yaşadığı ciddi gerilimler nedeniyle diziden acilen ayrıldı. Yapımcılara "Ya burayı düzeltirsiniz ya da sözleşmeme rağmen ayrılırım" resti çekti. Yazar Kadrosu ve Showrunner Değişti. Yeni yazar ekibi, Sophia Bush'ın ani ayrılışıyla ellerinde yarım kalmış, ağır travmalı bir karakter enkazı buldu. Sophia Bush diziden tamamen bağını kopardığı için (ve geri dönmeyi kesinlikle reddettiği için) senaristler mecburen diziyi tek bir kadının merkezinde döndürmekten vazgeçip hikayeyi bu non frost yan karakterlere (Upton, Burgess, Atwater, Ruzek) dağıtmak zorunda kaldılar .Birçok modern yapımda ana kadın başroller bu kadar süre hırpalanıp bir çıkış yolu sunulmadan harcanmaz. Ancak yapımcı Dick Wolf'un televizyon dünyasındaki ekolü (Law & Order veya FBI serilerinde de görüldüğü üzere) karakterlerin kişisel mutluluğundan ziyade, onların sistemin ve suç dünyasının çarkları arasında nasıl ezildiğini göstermek üzerine kuruludur. Bu acımasız formülün en büyük kurbanı Erin Lindsay olmuştur .
Yukarıda da görüldüğü gibi 5 sezon boyunca Tracy Spiridakos Sophia Bush'ın yerini asla dolduramamış bir uvertür ya rol oldu. 4 sezon boyunca son bölüm... Devamını gör..
Yukarıda da görüldüğü gibi 5 sezon boyunca Tracy Spiridakos Sophia Bush'ın yerini asla dolduramamış bir uvertür ya rol oldu. 4 sezon boyunca son bölüm dahil Erin Lindsey karakterine geçmişi, çocukluğu ve annesi üzerinden ağır, toksik, travmalı senaryo yazan, psikolojik bocalamalar yaşatan ve onu mutlu bir karakter yapmayan senaristlerin şurada oluşturdukları yapay yapmacık çifte bakın. Bunlar arasında aşk mı var iki oda arkadaşı gibi zorlama. Bunların hikayelerine yönelmeleri resmen iki yüzlülük Erin Lindsay sokaklardan gelen, suç dünyasının ve travmaların doğrudan içine doğmuş bir karakterdi. Haley ise Kuralcı, kriminoloji eğitimi almış, kurallara bağlı bir dedektif. Erin üzerinde Voight un baba kız ilişkisine dayanan duygusal manipülasyonu ve ağırlığı çok yüksekti .Duygusal patlamalar, eski bağımlılıklar ve annesinin yarattığı krizler Erin Lindsay'i "açık yara" gibi yaptı. Sokak kültüründen geliyor ve dizinin duygusal ana damarıydı.Hailey Upton ise çok "soğuk", "mesafeli" ve "robotikti" Erin Lindsey annesi kadar Voiight in de etkisinden kurtulmalıydı. Erin Lindsay'in hayatındaki en büyük trajedi, bir bağımlılıktan (annesi Bunny ve uyuşturucu) kurtulmaya çalışırken, aslında farkında olmadan başka bir bağımlılığın (Hank Voight ve onun manipülatif korumacılığı) içine düşmüş olmasıydı.Senaristler bunu bir "baba-kız sevgisi" gibi ambalajlayıp seyirciye sunsalar da, dikkatli bakıldığında Voight'un Erin üzerindeki etkisi en az Bunny kadar toksik ve prangalarla doluydu.
Lindsey karakteri harcandı. Hiçbir odak kadın başrol bu durumlara düşürülmez. Seyircinin bağ kurduğu başrol bir kadının 4 sezon boyunca sadece bir "travma nesnesi" olarak kullanılması diziden koparılması televizyon yazarlığında sıklıkla eleştirilen büyük bir defodur. Erin Lindsay karakteri, senaristler tarafından "geçmişi tarafından sürekli cezalandırılan karakter" şablonuna sıkıştırıldı. Sokaklardan gelen güçlü bir dedektif imajı çizilmesine rağmen; senaryo ne zaman sıkışsa annesi Bunny karakteri , eski bağımlılıkları veya Hank Voight ile olan borçluluk ilişkisi öne sürülerek karakter psikolojik olarak geriye itildi. Jay Halstead ile olan ilişkisi (Linstead) tam anlamıyla stabil bir zemine oturacağı ve karaktere bir huzur limanı sunacağı her an, senaryo ekibi araya yeni bir travma bombası bırakmayı tercih etti . Duygusal Kırbaçlama Yapıldı. Karakterin vedasının bile (4. sezon finalinde FBI'a geçişi) kendi iradesiyle attığı temiz bir adımdan ziyade, yine annesini kurtarmak için köşeye sıkıştığı ve bir soruşturmadan kaçtığı bir "zorunluluk" olarak yazılması karakterin hikaye içindeki hakkının yenildiğinin en açık kanıtıdır. Sophia Bush, set arkasında yaşanan olumsuz çalışma koşulları, maruz kaldığı mobbing ve partneri Jason Beghe (Voight) ile yaşadığı ciddi gerilimler nedeniyle diziden acilen ayrıldı. Yapımcılara "Ya burayı düzeltirsiniz ya da sözleşmeme rağmen ayrılırım" resti çekti. Yazar Kadrosu ve Showrunner Değişti. Yeni yazar ekibi, Sophia Bush'ın ani ayrılışıyla ellerinde yarım kalmış, ağır travmalı bir karakter enkazı buldu. Sophia Bush diziden tamamen bağını kopardığı için (ve geri dönmeyi kesinlikle reddettiği için) senaristler mecburen diziyi tek bir kadının merkezinde döndürmekten vazgeçip hikayeyi bu non frost yan karakterlere (Upton, Burgess, Atwater, Ruzek) dağıtmak zorunda kaldılar .Birçok modern yapımda ana kadın başroller bu kadar süre hırpalanıp bir çıkış yolu sunulmadan harcanmaz. Ancak yapımcı Dick Wolf'un televizyon dünyasındaki ekolü (Law & Order veya FBI serilerinde de görüldüğü üzere) karakterlerin kişisel mutluluğundan ziyade, onların sistemin ve suç dünyasının çarkları arasında nasıl ezildiğini göstermek üzerine kuruludur. Bu acımasız formülün en büyük kurbanı Erin Lindsay olmuştur .